“önceliğimiz yol ve su”
21.06.2014

Basın toplantısında gelişmeleri aktaran Başkan Barakazi, yol ve su probleminin çözümü, taksi ve otobüs plakalarının satışı ile toplu taşımada yapılacak zamla ilgili bilgiler aktarırken, çok dilli belediyecilik, ağaç kesimi ve bazı hususlardaki eleştirilere de yanıt verdi.

Basın toplantısında gelişmeleri aktaran Başkan Barakazi, yol ve su probleminin çözümü, taksi ve otobüs plakalarının satışı ile toplu taşımada yapılacak zamla ilgili bilgiler aktarırken, çok dilli belediyecilik, ağaç kesimi ve bazı hususlardaki eleştirilere de yanıt verdi.

Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi, basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya geldi. ICEMAR Kafe’de düzenlenen basın toplantısında gündeme dair gelişmeleri paylaşan Başkan Barakazi, yöneltilen soruları da yanıtladı.

Bingöl’de yapılacak çok iş olduğunu ancak bu yıl için önceliklerini “üstyapı ve su” olarak açıklayan Barakazi: “Diğer çalışmalar da devam edecek ama önceliğimiz budur” dedi.

ASFALT YAPIMINDA ÖNCELİKLİ YERLER…

Yürütülen üstyapı çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Barakazi, kilitli parke taşıyla şikâyetler üzerine laboratuvar incelemesi yapılan taşların sağlam çıktığını, mil konusundaki sıkıntıların giderildiğini ama bazı kişilerin bu konuda teknik bilgiye sahip olmamasına rağmen teknik bilgiymiş gibi yorumlarda bulunduğunu anlattı.

Asfalt yapımıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini aktaran Barakazi, plentle ilgili birçok sorun yaşandığını ve bunun süreci uzattığını ancak sorunun çözülmekte olduğunu, Yado çeşmesi mevkiinde plent kurma çalışmaları devam ederken malzeme stokunun da yapılmakta olduğunu, kısa sürede çalışmalara başlamayı ümit ettiklerini vurguladı.

Barakazi: “Asfalt konusunda önceliğimiz, Yeni Mahalle’nin, Yeşilyurt ve Mirzan’ın ana caddeleridir. Ahmet Dursun konutları da imar içinde değildi. İl Özel İdare ile konuştuk. Orayı da ortaklaşa yapacağız” dedi.

MECLİS, KREDİ İÇİN TOPLANACAK

Üstyapı nedeniyle belediyenin firmaya önemli oranda borcunun bulunduğunu, imalatların ve çalışmaların aksamadan devamı için kredi kullanacakları bilgisini veren Başkan Barakazi, “Firma, şuanda önemli oranda belediyeden alacaklı. Ayrıca şuana kadarki imalatlarına ilişkin hak edişlerini de göndermemişler. Gönderseler de belli bir süre içerisinde ödememiz gerekiyor. Bu süre zarfında kaynak temini için uğraşıyoruz. Çok cüzi bir kaynak da bulduk ama bu da çok az. Beklentimizin onda biri bile etmiyor. Onu da verdik onlara. Şuanda, Meclisi olağan üstü toplantıya çağırdım. Pazartesi toplanıyoruz. Sonucuna göre kredi başvurumuz olacak. Kamuoyunda bir takım spekülasyonlar var. Sözde, firma ‘paramızı ödemiyorlar işi durduruyoruz’ demiş. Yok öyle bir şey. Olsaydı, firma gelip bunu bize iletirdi. Para ödemek için tüm imkânları zorluyoruz. Onlar da bunun farkında. Elbette hiç ödeme yapılamazsa adamlar iş yapamaz. Bundan da kimseyi suçlayacak değiliz. Onlar hazırlıklarını yaparken bizler de kredi işimizi çözüm tez elden çalışmalara başlayacağız” dedi.

“BELEDİYENİN ÖZ KAYNAĞI YOK!”

Bir gazetecinin “Üstyapı için İller Bankası’ndan 20 milyon lira kredi alınmış. Siz de borcumuz var diyorsunuz. Bu para nereye gitti?” sorusuna Barakazi, “Para kullanılmış. İhale yapılırken belirtilen miktarın yarısının krediyle, diğer yarısının da belediyenin öz kaynaklarından karşılanacağı belirtilmiş. Belediyenin hangi kaynağı, onu da anlamış değilim. Düşünüyorum da, bu parayı ödemeye kalkışsak her halde 10 yıl boyunca borç ödeyeceğiz. Arsa ve işhanının satışını öne sürmüşler ama arsa imara takılıyor, işhanını satın diyorlar onunla ilgili de mahkeme süreçleri devam ediyor. Mülkiyetle ilgili bir sorun yok ama kiralarla ilgili sıkıntılar var” yanıtını verdi.

Bir başka gazetecinin “Şuanda ne kadarlık bir kredi kullanılacak” sorusuna ise Başkan Barakazi, “Şuanda 20 milyon liralık bir kredi talebinde bulunacağız” sözleriyle karşılık verdi.

Üstyapı çalışmalarında karşılaşılan işgallerle ilgili vatandaşın da bazı fedakârlıklarda bulunması gerektiğinin altını çizen Başkan Barakazi, “İşgaller varsa bunları kaldıracağız. Tapulu arsası yolda kalan varsa yola terk edecek. Bir sıkıntı varsa elbette toplumun bütünü bu derdi paylaşmalı. Her şeyi sadece belediyen beklemek de doğru değil. Yeri geldiğinde vatandaş da bazı haklarından feragat edebilmeli. Kanunlar çerçevesinde yapılması gereken ne varsa yapılacak” diye konuştu.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın imkânlar ölçüsünde her türlü desteği sunduğunu, önemli bazı sıkıntıları onun desteğiyle çözdüklerini ifade eden Barakazi, “Desteklerin artacağına inanıyor ve iyi bir uyumla sıkıntıları çözme gayretimizi sürdürüyoruz” dedi.

“KÖYLÜ SUYU VERMEK ZORUNDADIR!”

Bir gazetecinin “Su sorunu nasıl çözülecek? Kürük’te köylüler suyu vermezse ne olacak?” sorusuna “Vermek zorundalar” yanıtını veren Başkan Barakazi, “Normalde, yeraltı ve yerüstü kaynakları şahsın özel tarlasında da olsa devlete aittir. Su kaynağı D.S.İ.’ye ait. Geçen gün Sayın Bakanımız Cevdet Yılmaz Bey, Veysel Eroğlu Bakanımız ile görüştü. Bunun üzerine D.S.İ. Bölge Müdürüyle de görüşüldü. Bundan sonrasında artık biz gidip kimseye ‘su verin’ diye yalvarmayacağız. Devlet marifetiyle gidip bu suyu alacağız. Mahkemeye vereceklerse de versinler. Mahkeme süreci devam eder. Biz suyumuzu alıp sıkıntımızı çözeceğiz”ifadelerini kullandı.

YENİ TAKSİ YOK AMA HAT MİNİBÜSÜ OLABİLİR

Bir gazetecinin “Belediyenin borçlarını ödemek için genellikle plaka veya otobüs hattı satma yoluna başvuruluyor. Sonrasında da tekelleşme olduğu için her türlü itiraz hakkını kendilerinde buluyorlar. Engelli bireyleri bile taşımayacaklarını söylüyorlardı.  Sizin de bu yönde bir niyetiniz var mı?” sorusuna yanıt veren Barakazi, şunları söyledi,

“Bu konuda kanun belli fakat burada birkaç kategori var. Engellilerle ilgili bir sorun yok. Mevcut araçlar engellileri kolay taşımaya elverişli değil. Onların da araçları değiştirerek problemleri halletme çalışmaları var. Ben, ‘belediyenin borcu var, taksi plakası satarak gelir sağlayayım’ tezine karşıyım. Plaka satılmış ama durakları yok. Kimi duraklara başvurmuşlar anlaşamamışlar, haliyle piyasada gelişi güzel çalışıyorlar. Düzenlemeyi yapacak mercilerle bu sorunu yaşayanlar arasında bir çıkar sorunu var. Durak isteniyor, siz bunun kararını verecek adamken, siz bunun kararını vermiyorsunuz. Çünkü sizin de çıkarınız var. Buradaki sıkıntı, eğer bir durak yeriyle ilgili karar veriliyorsa, önce bunun altyapısı hazırlanmalı.  Bu yüzden taksi plakası satma gibi bir niyetimiz yok. Bana göre halihazırda taksiler Bingöl’ün ihtiyacını karşılıyor. Karşılamasaydı şayet, bu kadar ucuza taşımacılık yapamazlardı. Şahsi kanaatim, ihtiyaç yok.  Esnafların, Organize Sanayi Bölgesi’ne bir hat kurulması talebi var. Bunu belki İçmeler TOKİ’den uzatma şeklinde belirli saat dilimlerinde ek sefer koyarak gerçekleştirebiliriz. Ahmet Dursun konutlarının yolunu yaptığımızda, oraya da araç gitmesi lazım. Simani bölgesinde şehre entegre olan semtler var. Malumunuz, üniversitede de ciddi bir öğrenci potansiyeli var ve bu rakam daha da artacak. Bu güzergâhta da bir iyileştirme gerekiyor. Halk otobüsleriyle ilgili, bazı yeni güzergâhlar nedeniyle 5-6 yeni hat satışı ihtiyacı var. Kısacası yeni taksi yok ama hat minibüsü olabilir.”

ZAM TALEBİ DEĞERLENDİRİLECEK

Toplu taşımada zam yapılacağı sinyalini de veren Başkan Barakazi, “İlgili kooperatif, kaç yıldır rayiç alamadıklarını iletti. Bir beklentilerinin oluşması da normaldir. Bizler de civar illerde araştırma yaptık. Bununla ilgili de önümüzdeki Temmuz ayında Meclis’te görüşülüp kararı verilecek" şeklinde konuştu.

BELEDİYE HAT KURACAK MI?

Bir basın temsilcisinin “Belediyenin hat kurması bekleniyor. Çünkü halka yapılan muamele, rakipsiz olmanın getirdiği sonuçlar nedeniyle toplumda bu yönde bir beklenti oluşmuş. Bu konuda çalışmanız var mı?” sorusuna Barakazi, "Kurabilir mi? Kurabilir elbette. 10 tane otobüs alır belli güzergâhlarda çalıştırırsınız. Ama belediye bu hattı koyduğunda bu insanlar ne yapacak? İflas mı edecek? Bu işten onlarca aile geçimini sağlıyor. Belediye bu işi yapacaksa ve zarar edecekse, bu adamların da zararına sebebiyet verecekse bu yapılmamalı. Büyükşehirlerde belediye alternatifi var. Çünkü özel sektör tümüyle bu işin üstesinden gelemiyor. Ama Bingöl gibi küçük ölçekli illerde özel sektör eliyle yürütülüyor. Ben bu konuda ikna olmuş değilim. Belediye de hat kursun, zarar etsin, onlar da zarar etsin diyorsak, bunu çok doğru bulmuyorum. Yapacağımız şeyle mağduriyeti en aza, faydayı da en yüksek düzeye çıkarmalıyız” dedi.

“DİSİPLİNE EDİLECEKLER”

Barakazi, “Vatandaşı azarlamaları, başına buyruk davranmaları sorunları ne olacak?” sorusuna da şu yanıtı verdi. “Bunu disipline edersiniz. Yeni hatlar kurulduğunda bir takım düzenlemeler yaparsınız, belli kuralar getirirsiniz. Şikâyetleri değerlendirip hak edene cezayı keserseniz olay çözülür" diye konuştu.

Şehir trafiğiyle ilgili de görüşlerini aktaran Barakazi, kısa mesafelerde bile araçların çarşı merkezine getirilmesine sitem etti.

Şehirde ciddi bir metal kirliliği olduğunu vurgulayan Barakazi, “Adam evinden çıkıyor, 300-500 metre ileride çarşıya araçla geliyor. Binerken insanların görmesini istiyor, inerken aynı şekilde. Otopark sorunuyla ilgili biliyorsunuz ki, şehir meydanıyla ilgili bir çalışmamız olacak. Farklı alternatifler üzerine de çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

CADDELERE YENİ İSMLER VERİLMESİ…

Şeyh Sait ve bazı önemli şahsiyetlerin isimlerinin cadde ve sokaklara verilmesi yönünde belediyeye herhangi bir başvuru yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa da bu konuda ne tür bir çalışma olduğunun sorulması üzerine Başkan Barakazi, bu konuda düzenleme yapılabileceğini ancak önceliğin, isim verilecek yerlerin düzenlenmesi yönünde olması gerektiğinin altını çizdi.

Barakazi, “Birçok isim verilmiş. Yarın bir yere Yücel Barakazi Caddesi ismi verildi. Neye yarar? Yücel Barakazi bu şehrin yol, su ve benzeri sıkıntılarını çözmedikten sonra 10 tane caddeye ismi verilse ne olacak? Öte yandan, Mezrafaki yoluna Rençber Aziz Caddesi diye isim verilmesi istendi. O yolu düzenlemeden, güzellik kazandırmadan Rençber Aziz Caddesi diye isimlendirmek, o şahsiyete hakarettir. Sosyal kültürel belediyecilik günümüzün vazgeçilmezleridir ama bunca sorunun içerisinde bunları ikincil çalışma olarak görüyoruz. Önce şehrin asli sorunlarını çözmeye odaklanmalıyız” diye konuştu.

ÇOK DİLLİ BELEDİYECİLİK ELEŞTİRİSİ!

Bir gazetecinin “BDP’li Meclis üyeleri çok dilli belediyecilik için önerge verilmiş ama gündeme dahi alınmadan reddedilmiş. Belediye tabelasının Zazaca olması bir eksiklik değil mi? Önergenin reddedilmesi yanlış bir yaklaşım değil mi? Nihayetinde fiziki bir çalışma değil, engel de teşkil etmiyor. Bunun reddedilmesinin gerekçesi nedir?” sorusuna Barakazi’nin yanıtı eleştirel oldu:

“Reddedilme gerekçesini tartışmayacağım ama çok dilli belediyecilik, çok basit bir konu değil. Bunun elektronik altyapısının hazırlanması lazım. Öyle bir iki tabelayı değiştirerek çok dilli belediyeciliğe geçemezsiniz. Daha elektronik hizmetleri Türkçe olarak doğru dürüst veremiyoruz. Bir defa Zazaca, Kurmanca altyapımızın olması lazım. Yapacağım her şeyi, yazacağım her yazıyı üç dilde yapmam lazım. Olayı bu kadar basitleştirmek bence boş uğraşlardır. Neden? Çünkü bunlar öyle tabelalık şeyler değildir. Öte yandan, bunu dile getiren insanlar benimle Zazaca konuşamıyor. Türkçe konuşuyorlar ama çok dillilik istiyorlar. Böyle tribünlere oynamayı doğru bulmuyorum.

İlk meclis toplantısında BDP’li arkadaşlara dedim ki, bizler AK Parti’den, sizler BDP’den seçildiniz. Her iki partinin de kendine göre bir bakış açısı var. Biz bu kadarlık bir alanı görüyoruz. Görmediğimiz alanlar da var. Bunlar gösterme noktasında bizlere yardımcı olunuz.

İlk cevap şuydu: “Vallahi biz burada olup biten her şeyi medyaya taşıyacağız”. İyi de ben medyaya taşımayın demedim ki! Elbette ki, istediğiniz her şeyi medyaya taşıyabilirsiniz. Bununla ilgili hiçbir şekilde gocunmamız olmaz. Kaldı ki, biz gizli saklı işler yapmayacağız ki, medyadan kaçalım. Niye böyle bir tehditle karşı karşıyayız?

Bir BDP’li arkadaşım geldi, güzel bir proje söyledi. Şuanda bazı projeleri birlikte yapacağız. Bana ne BDP’lidir? Yarın CHP’li gelse, bu şehre bir faydası olacak söyledikleri, onun da projelerini değerlendiririz.”

“AĞACI KESEN BDP’Lİ, MEDYAYA TAŞIYAN BDP’Li”

Üstyapı çalışmaları kapsamında Zübeyde Hanım Anaokulu’nun önünde 3,5 metre yolun ortasında kalan ağaçların kesilmesi konusuna da değinen Barakazi, “Peygamberimiz ne demiş? ‘Bir saat sonra öleceğini bilsen, elinde bir fide varsa onu dik.’ Bu bilinç ve tavsiyeyle büyüyen insanız.  Üstyapı firmasının ortaklarından birini çağırdım. O da BDP’li. Arkadaşların yanına götürdüm ve bunun cevabını istedim. Dedim ki, “BDP’li ağaç kesiyor, BDP’liler medyaya taşıyor, sonra BDP’li biri de Meclis’e taşıyor. Ve suçlu kim? AK Partili belediye. Ya bu kadar da olmaz. Her şeyi bu kadar da siyasi malzeme yapmaya gerek yok. Arkadaşlarla konuştum, ikna ettiğimi düşünüyorum. İnşallah bundan sonra böyle şeylerle uğraşmazlar.  Ama buna rağmen yine de medyaya taşıyacaklarını söylediler, taşıyın dedim. Ama böyle çelişkiyle taşımayın dedim. Bu şehre katkı sunan herkes baş göz üstüne.

Yine bir örnek vermek istiyorum. Kaldırım işgaliyle ilgili iki tane bilinen BDP’li sivil toplum örgütüne, bu hususu desteklemeleri ricasında bulundum. Aradığımda “destekliyoruz, güzel bir çalışma” dediler ama medya kanalıyla destek çağrıma “yönetimle görüşelim” dediler ve sonrasında herhangi bir şey çıkmadı. Sonrasında birine sordum, aksi yönde karar çıktığını söyledi.

Hangi çevre bilinci, hangi toplumsal yara? Böyle bir şey var mı? Ben olsaydım onların yerinde, hangi parti ve düşünce olursa olsun, inandığım bir doğruysa anında beyanatımı verir, desteğimi sunardım" şeklinde konuştu.