Kent Rehberi
Daha büyük bir haritada görüntüle: Bingöl

İlimizin Tarihçesi
Bingöl adının nereden alındığına dair birçok efsane vardır. Tarihi boyunca çeşitli medeniyetlerin akımlarının etkisinde kalan il, İslam kaynaklarında Cebel-u Cur adıyla geçmektedir. İslam orduları Diyar-i Bekir (Diyarbakır) iline geldiklerinde komutanları Halid Bin Velid, yardımcı komutanlardan Kibes'i Cebel-u Cur ve yöresini fethetmekle görevlendirilir. İslam orduları Kibes komutasında bu yöreye girerler. Şimdiki Kuruca(Gazik) köyü üzerinden Palu' ya yönelirler. İslam kaynaklarında Kuruca koyunun güneydoğu mıntıkasında Merel adında bir şehirden bahsedilmektedir. Merel, o döneme göre medeni bir şehir görünümündedir. Bu şehir yani Bingöl, İslam kaynaklarında Cebel-u Cur (Çapakçur) adıyla geçmektedir. Burayı fethe gelen Kibes bu yöredeki savaşların birinde, buğun Sultandağı diye adlandırdığımız dağda şehit olmuştur ve buraya gömülmüştür. O günden bugüne orası Sultan Kibes-i Ziyareti diye adlandırılmaktadır ve halk tarafından ziyaret edilmektedir. Daha sonra ilimiz Palu ilcesine Cevlik adıyla bağlanır. Çevlik halk dilinde "Colig" (bağlık-bahçelik) adıyla da tanınır. "Colig" isimi hala etkin bir biçimde halk tarafından kullanılmaktadır.
Çapakçur adının, Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde Büyük İskender tarafından verildiği rivayet edilmektedir.. Büyük İskender vücudundaki dayanılmaz ağrılar için nice hekimlere başvurduğu halde şifa bulamaz bunun üzerine Ab-i Hayat suyunu aramaya baslar. Uzun aramalardan sonra bu suyu Bingöl yöresinde bulur ve şifa bulur..Faydası gördüğü bu suya Cennet suyu anlamına gelen (Makdis Lisanı) Çapakçur adını vermiştir.. Doktorlarına ; " Sizin çare bulamadığınız ağrılarıma Allah cennet ırmaklarından deva verdi ." der ve Murat nehrinin kenarında kısa zamanda bir kale yaptırır ..Bu kaleye Çapakçur kalesi denilmiştir..
Bingöl İli 1844 yılında nahiye olarak Palu ilcesine bağlanır. 1872 yılında Palu ilçesinden ayrılarak Cevlig (Colig) - Çapakçur adıyla ilçe olur.. 1936 yılında aynı isimle il merkezi olur. 1945 yılında Bingöl adını alır.
Bingöl ün tarihi milattan önce 2000 yıllarına dayanmaktadır. Bu tarihten önceki yılları bilinmemektedir. Daha çok çevre illere yaylacılık yapan ilimiz yerleşime dayalı kent merkezi olana kadar çeşitli medeniyetlerin etkisinde kalmıştır ve kalıcı bir statüye kavuşmamıştır.. İlimizde tarihi kalıntılara rastlanmaması bu tezimizi doğrulamaktadır. İlimize bağlı Genç ve Kiğı ilçeleri yerleşik medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bu ilçelerimiz il merkezinden ziyade köklü bir tarihe sahiptir.. Bu ilçelerdeki tarihi kalıntılar bunu göstermektedir.
Bingöl ün tarihi daha çok komşu illerin tarihi incelenerek meydana çıkarılmıştır.. Van, Bitlis, Ahlat, Diyarbakır, Erzurum, Tunceli şehirleri eski devirlerde bir beyliğe veya bir hükümdara başşehir olmuşturlar. Bingöl yaylaları ise bir otlak olarak bu beyliklere bağlı tutulmuştur.
Tarihçi Heredot bir eserinde Anadolu’yu bir takım bölgelere ayırmış ve her bölgeye ayrı bir isim vermiştir..Bugünkü Diyarbakır, Muş ve Bingöl illerini içine alan bölgeye "Komojen" ismini vermiştir. Bingöl ili Osmanlı zamanında komşu illere bağlı olarak idare edilmiş ancak Cumhuriyet devrinde il haline gelmiştir.
Kronolojik Tarihçemiz

M.Ö.1300 | Bingöl yöresi Alenler Saspiriler, Medler, Sakalar, Kardanilerden oluşan Göç dalgasının etkisinde kaldı. |
M.Ö.1200 | Bingöl yöresine Galatlar, Giritler, Aramiler İkinci göç dalgasını oluşturdular. |
M.Ö.800 | Kimerler, Asurlular ve İskitlerin etkisi altında kaldı. |
M.Ö.678 | Kimerler Asurlulara yenildiler. |
M.Ö.660 | Asur Kralı Asurbanipal yörede egemenliğini kabul ettirdi. |
M.Ö.644 | Bingöl İskitlerin egemenliğine girdi. |
M.Ö.600 | Pers Saftarlığı dönemi başladı. |
M.Ö.300 | Selokit krallığı bölgede etkinlik kazanmaya başladı. |
M.Ö.189 | Selokit kralı Antihokhos Romalılara yenildi |
M.Ö.150 | Arat krallığı bölgede egemen oldu. |
M.Ö.123 | Part kralı II. Mitridat İskitleri yendi ve Aras Krallığı üzerine yürüdü. |
M.Ö.60 | Roma İmparatorluğu yöreyi egemenliği altına aldı. |
M.Ö.51 | Aras Part Birleşik Orduları Roma Ordularını yenerek Antakya'ya ulaştı. |
M.Ö.38 | Roma yeniden etkin oldu. |
M.S.395 | Bizans dönemi başladı. |
M.S.634 | İslam Orduları Kasidiye ve Havand zaferleri sonunda Doğu Anadolu Topraklarına yerleştiler. |
1200 | Kığı ve Bingöl Yaylasının batı kısımları Mengüçlerin eline geçti. |
1230 | Kığı ve Bingöl 1.Alaattin Keykubat tarafından alındı. |
1243 | Moğollar Selçukluları yenerek Bingöl ile birlikte Anadolu Topraklarını ele geçirdiler. |
1400 | Erzurum Erzincan Akkoyunlularca alındı. |
1473 | Fatih Sultan Mehmet Otluk belinde Uzun Hasanı yenerek Şah ismail bunu fırsat bilerek Doğu Anadolu Topraklarını ele geçirdi. |
1515 | I.Selim Şah Ismaili yendi. |
1844 | Bingöl Çevlik adı ile nahiye merkezi oldu ve Palu ilçesine bağlandı. |
1845 | Yapılan düzenlemede Bingöl Erzurum'a Bağlandı. |
1848 | Çapakçur ve Genç Diyarbakır Sancağına, Kığı Erzurum'a bağlı ilçe durumuna getirildi. |
1864 | Solhan Muş bölgesi Erzurum İline bağlandı. |
1868 | Genç bölgesi nahiye olarak Diyarbakır'a bağlandı. |
03.02.1916 | Varto Rus işgaline uğradı |
15.05.1916 | Ruslar Kiğı'ya saldırdı. |
08.06.1916 | Ruslar Çapakçur cephesine saldırdı. |
11.06.1916 | Ruslar Masalla deresine saldırdı |
08.07.1916 | Ruslar ikinci defa Kığı Cephesine saldırdı. |
11.08.1916 | Kiğı işgalden kurtuldu. |
18.12.1917 | Erzincan da Ruslarla yapılan anlaşma sonucu Ruslar Anadolu cephesinden çekildi. |
20.04.1924 | Genç il yapıldı. |
1927 | Genç ilçe yapıldı. |
04.01.1936 | 2885 sayılı yasayla Çapakçur il merkezi olmak üzere Bingöl il oldu. Genç Solhan Kiğı il sınırları içine alındı. |
1957 | Bingöl il Merkezine ilk defa lise açıldı. |
22.05.1971 | Bingöl ve çevresinde deprem oldu. 800 kişi öldü. |
01.05.2003 | Bingöl ve çevresinde deprem oldu. 180 kişi öldü. |
BİNGÖL MERKEZ
Bingöl, daha önce Çevlik adıyla Palu ilçesine bağlı bir bucak iken, 1872 yılında Çapakçur adıyla ilçe olmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında il yapılan Genç'in ilçe merkeziydi. 1936 yılında yine Çapakçur adıyla il olmuştur. Bununla ilgili 25 Aralık 1935 tarih ve 2885 sayılı kanun 4 Ocak 1936 tarihinde 3179 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 1945 yılında Çapakçur'un adı Bingöl olarak değiştirilmiştir.
İl Merkezinin köyleriyle birlikte yüzölçümü 1854 km2 dir. Bu alan il yüzölçümünün % 22.82'sini oluşturmaktadır. İl merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1151 metredir.
Merkez ilçenin 3 belediyesi, 88 köyü ve bu köylere bağlı 104 mezrası bulunmaktadır. Belediye sınırları içinde 25 mahalle muhtarlığı vardır. Bunların 13 tanesi İl Belediyesi,7 tanesi Sancak Belediyesi, 5 tanesi ise Ilıcalar Belediyesi'nin sınırları içinde bulunmaktadır.
Merkez İlçenin toplam nüfusu 116,411 dir. Bunun % 62.28'i kentsel, % 34.72'si kırsal nüfustur. Şehir merkezinin nüfusu 67 022'dir. Merkez ilçede km2 başına 58 kişi düşmektedir.
ADAKLI
Adaklı ilçesi 4 Temmuz 1987 gün ve 19507 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 19 Haziran 1987 tarih ve 3392 sayılı "103 ilçe kurulması Hakkında Kanun"la kurulmuştur. Adaklı ilçesi bu tarihten önce Kiğı ilçesine bağlı bir nahiye idi.
Uzun süre Kiğı ilçesiyle birlikte Erzurum'a bağlı bir köy statüsünü sürdüren Adaklı, 1926 yılında Erzincan'a, 1936 yılında nahiye olarak Bingöl’ün Kiğı ilçesine bağlanmıştır. 1987 yılında da Bingöl'ün ilçesi olmuştur.
İlçenin köyleri ile birlikte yüzölçümü 879 km2'dir. Bu da, il yüzölçümünün yüzde 10.82'sine tekabül etmektedir. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1500 metredir. İl merkezinden uzaklığı 66 Km.dir.
Bu ilçemizde ilçe belediyesi dışında belediye bulunmamaktadır. Belediye sınırları içindeki mahalle sayısı 5'tir. İlçenin 35 köyü ve bu köylere bağlı 75 mezrası bulunmaktadır.
İlçe merkezinin nüfusu 10.856, köylerin nüfusu ise 6 825'tir. Km2 başına 13 kişi düşmektedir.
GENÇ
Genç ilçesi, Bingöl il olmadan önce komşu vilayet Sancak ve eyaletlere bağlı kalmış eski bir ilçe merkezidir. Osmanlı Devleti'nde 1878 yılında yapılan idari teşkilatlanma sonucunda kurulan Bitlis vilayetine bağlanan Genç ilçesi, 1924–1927 yılları arasında Genç Vilayeti haline getirilmiştir. 1927 yılında ilçe haline getirilerek Elazığ iline bağlanmıştır. 1936 yılında Bingöl vilayeti kurulunca Genç ilçesi bu vilayete bağlanmıştır.
İlçenin yüzölçümü 1646 km2'dir. Bunun il yüzölçümüne oranı yüzde 20.26'dır. İl merkezine en yakın ilçe olup, 20 km. uzaklıktadır. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1125 metredir.
İlçe sınırları içinde ilçe belediyesi ile birlikte 2 kasaba belediyesi bulunmaktadır. Toplam mahalle muhtarlığı 13'tür. Bunlardan 5 tanesi ilçe belediyesi, 7 tanesi Servi belediyesi, 1 tanesi de Çaytepe belediyesi sınırları içindedir. İlçe sınırları içinde 62 köy ve bu köylere bağlı 243 mezra bulunmaktadır.
İlçenin nüfusu 45.994 kişidir. İlçe merkezinin nüfusu 18 255, köylerin nüfusu ise 18 437'dir. İlçe genelinde km2 başına 22 kişi düşmektedir.
KARLIOVA
Daha önceleri Muş iline bağlı ve Bingöl adını taşıyan bir ilçe merkezi idi. 1936 yılında il haline getirilen Bingöl'e bağlanmıştır. 1938 yılında yürürlüğe giren bir kararname ile ilçenin adı Karlıova olarak değiştirilmiştir.
İlçenin yüzölçümü 1349 km2 dir. Bunun il yüzölçümüne oranı yüzde 16.60 dır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1940 metredir. İl merkezinden uzaklığı 70 km.dir. Bir doğa harikası olan "Güneşin Doğuşu" bu ilçe sınırları içinde izlenebilmektedir.
İlçenin 1 belediyesi, 47 köyü mevcuttur. Mahalle muhtarlığı sayısı ise 3'tür. Köyaltı yerleşim birimi sayısı (mezra) 26'dır.
İlçenin nüfusu 32.421'dir. Nüfusun yüzde 32.23'ü ilçe merkezinde, geriye kalan yüzde 67.77'si kırsal kesimde yaşamaktadır. İlçede km başına 22 kişi düşmektedir.
KIĞI
Kiğı milattan 20 asır önce Etiler'in ve daha sonra Urartular'ın egemenliğinde kalmıştır. Bir süre İskitlerin taarruzuna uğrayan Kiğı, İskender ve Haleflerinin kurdukları devletlerin egemenliği altında kalmıştır. Milattan önce ikinci asırda Roma'ya bağlanmıştır. Romalılardan sonra Bizans'a bağlanan Kiğı, Arap-Bizans akımları sırasında sık sık müslüman arapların saldırısına uğramıştır. Bu saldırılar geçici olmuş ve Emevilerin zayıflamasıyla yine Bizans'a bağlanmıştır.
Türk akımları ile Kiğı bölgesi, akıncı ve göçebe Türklerle dolmaya başlamış ve 1071 Malazgirt Savaşından sonra Kiğı Anadolu Selçuklularının bazı beyliklerinin, Akkoyunluların ve nihayet Osmanlı Türklerinin egemenliğinde kalmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kiğı, Erzurum eyaletine bağlı Sancak beyliği halinde idare edilmekte idi. 1281 yılından itibaren kaza olarak Erzurum'a bağlı kalmış ve bu bağlılığı 1926 yılına kadar devam etmiştir. 1926 yılında Erzincan'a ve 1936 Yılında da yeniden kurulan Bingöl iline bağlanmıştır.
İlçenin yüzölçümü 438 km2 dir. Bu alan il yüzölçümünün yüzde 5.39'udur. İlin deniz seviyesinden yüksekliği 1700 metredir. İl merkezinden uzaklığı 75 km'dir. Bölge tamamen engebeli ve büyük bir bölümü ormanlarla kaplıdır.
İlçe merkezi dışında belediye bulunmamaktadır. 4 mahalle muhtarlığı, 28 köyü ve 71 mezrası mevcuttur.
İlçenin nüfusu 6 780'dir. Kentsel nüfus oranı yüzde 74.31'dir. Kırsal nüfus oranı ise yüzde 25.69'dur. Km2 başına 16 kişi düşmektedir.
SOLHAN
Vilayetlerin yeniden teşkilatlanması sırasında Solhan, 1864 yılında Erzurum eyaletine bağlanmıştır. I. Dünya Savaşı yıllarında kısa bir süre Rus işgaline uğramıştır. 1929 yılında nahiye olarak Muş iline ve 4 Ocak 1936 tarihinde de Bingöl iline bağlanmıştır.
İlçenin yüzölçümü 1114 km2 dir. Bunun il yüzölçümüne oranı yüzde 13.71'dir. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1395 metredir. İl merkezine uzaklığı 60 km'dir. Bir doğa harikası olan "Yüzen Ada" bu ilçenin sınırları içindedir.
İlçenin 2 belediyesi, 26 köyü mevcuttur. Köyaltı yerleşim birimi (mezra) sayısı 133'tür. Belediye sınırları içinde 7 mahalle muhtarlığı vardır. Bunların 4 tanesi ilçe belediyesi, 3 tanesi de Arakonak Belediye sınırları içindedir.
İlçenin toplam nüfusu 33.604'dir. Bu nüfusun yüzde 49.84'ü kentsel, yüzde 51.36'sı kırsal nüfustur. İlçede km2 başına 32 kişi düşmektedir.
YAYLADERE
Yayladere, M.Ö. 2100 yıllarında Komuklar'ın ve Hurrilerin, daha sonra Hititler'in, Urartular'ın, Persler'in, Romalılar'ın yönetimlerinde kalmıştır. 1071 Malazgirt savaşından sonra Selçuklular'ın, 1080-1201 yılları arasında Saltuk oğullarının, 1473 tarihine kadar Uzun Hasan'ın hakimiyeti altında kalan ilçe toprakları, 1514 Çaldıran savaşından sonra Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. Holhol olan eski adı 1959 yılında Yayladere olarak değiştirilmiştir. Adaklı ilçesi ile birlikte 1987 yılında aynı kanunla ilçe statüsüne kavuşturulmuştur.
İlçenin yüzölçümü 419 km2 dir. Bu da İl yüzölçümünün % 5.16'sıdır. İl merkezinden uzaklığı 110 km'dir. Deniz seviyesinden yüksekliği ise 1550 metredir.
İlçe merkezi dışında belediye bulunmamaktadır. İlçenin 20 köyü, 80 mezrası bulunmaktadır. Belediye sınırları içindeki mahalle muhtarlığı sayısı ise 6'dır.
İlçenin toplam nüfusu 4.050'tür. Bu nüfusun yüzde 88.52'si ilçe merkezinde, yüzde 11.48'i de kırsal kesimde yaşamaktadır. Km2 başına 8 kişi düşmektedir.
YEDİSU
Yedisu, 200 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. 1951 yılına kadar Çerme köyü olarak, 1951 yılından sonra Kiğı ilçesine bağlı Çerme Bucağı olarak idari taksimatta yerini aldığı görülmektedir. 1970 yılında YSE Müdürlüğünce Çerme merkezinde yapılan ve yedi musluk ihtiva eden çeşmeden dolayı Yedisu ismini almıştır. Yedisu ilçesi, 20 Mayıs 1990 tarih ve 20523 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 9 Mayıs 1990 tarih ve 3644 sayılı "130 İlçe Kurulması Hakkındaki Kanun"la kurulmuştur.
İlçenin yüzölçümü 426 km2 dir. İl yüzölçümüne oranı yüzde 5.24'tür. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1500 metredir. İl merkezinden uzaklığı 124 km'dir. İlçe dağlık ve sarp bir arazi yapısına sahiptir. Doğusunda Çavuşlu Dağı, güneyinde Şeytan Dağı (2.906 m.) batısında Bağır Dağı, kuzeyinde Koşan Dağları (3.078 m.) bulunmaktadır.
İlçenin bir belediyesi, 14 köyü ve 64 mezrası mevcuttur. Belediye sınırları içinde kalan mahalle muhtarlığı sayısı ise 4'tür.
İlçe nüfusu 3 623'dir. Nüfusun yüzde 64.78'I ilçe merkezinde, yüzde 35.22'si kırsal kesimde yaşamaktadır. Km2 başına 9 kişi düşmektedir.
TURİSTİK YERLERİMİZ
GÜNEŞİN DOĞUŞU
İlimiz Karlıova ilçesinin 3250 m. yükseklikteki Bingöl Dağlarının Kale Tepesi'nden " Güneşin Doğuşu"nu normal durumundan çok farklı seyretmek mümkündür. Her yıl 15 Temmuz-15 Ağustos tarihleri arasında en iyi şekilde seyredilebilir. "Güneşin Doğuşu" çok değişik şekillerde, normal halinden çok farklı, heyecanlı ve oldukça korkunç sahneler yaratmaktadır. Dünyada tam anlamıyla "Güneşin Doğuşu" iki yerden izlenir. Birincisi İsviçrenin Alp Dağlarından, ikincisi; Bingöl Dağlarının Kale Tepesi'nden seyredilir. Ulaşım imkanı güçtür. Karlıova ilçesine kadar yol asfalt, dağın zirvesine kadar ham yoldur. Dağın altına kadar arabayla gidildikten sonra zirveye 25-30 dk. yaya çıkılır. Etrafta soğuk su kaynakları ve yeşillikler görülür. Yol güzergahında dinlenme, konaklama tesisleri mevcut değildir. Güneş doğarken ilk etapda hafif bir kızartı ile belirir. Kızartı etrafta çok renkli güzellikler ve dekorlar yaratır. Daha sonra insana korku veren bir karartı şeklini alır. Kızarıklıklar kor parçası haline gelir. Kor parçası içinde insan yüzünü andıran üç büyük leke (Siyah renkli) belirir. Güneş karartı halinde yavaş yavaş açılmaya başlar. Ufukta görülerek oluşumunu tamamlamak üzere iken altın bir küre gibi görünmeye başlar. Döndükçe etrafa binlerce ışık saçar. İnsanoğlunun daha önce görmediği renkleri o anda görmek mümkündür. Daha sonra güneş elmas parçası gibi kıristalleşip eski durumunu almaya başlar. Oldukça heyecanlı anlar yaşatır. Gözlerde yaşarma, ışık saçma ve anında seyir edememe gibi durumlar olur.
YÜZEN ADA
Solhan ilçesi Hanzarşah Köyü Aksakal Göl Mezrasındaki Ada, o yörede yaşayan halk tarafından keşfedilmiştir. Sözkonusu ada, şimdiye kadar görülmemiş bir tabiat olayına sahiptir. Bingöl-Solhan karayolunda 4.5 Km. uzaklıktadır. Yolu stabilize olup, 1.5 km'dir. Yolun asfaltlanması ve gölün ıslahı halinde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini artıracaktır.
Bingöl'ün turizmi doğa güzelliklerine dayanır. Yüzen Ada tamamen doğaldır. Göl'ün üç tarafı dağlar ve tepelerle çevrilmiş düz arazi üzerinde bulunan krater göl konumundadır. Göl'ün şimdiki alanı 300 m2' nin üzerindedir. Islahı halinde 500 m2'den fazla olur. Gölün derinliği 50 metreden fazla olduğu sanılmaktadır. Göle devamlı akıntı olduğu tespit edilmiştir. Gölün altından ve kemerlerinden giren su, gölün alt tarafından, gölden daha aşağıdan dereyi beslemektedir. Ufak ufak kaynaklar bu görüşü teyit etmektedir. Yaz ve kış aylarında su seviyesi aynı kalmaktadır. Su tatlı ve berrak olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir. Balık yetiştirmek mümkündür. Gölün ortasından hareket eden üç ada vardır. Adalar göl içinde bağımsızdır. Üstüne binildiği zaman sal gibi her tarafa ağır ağır hareket etmektedir. Adanın üzerinde 4-5 tane bodur ve dış budak ağacı mevcuttur. Çevredeki bitkiler gölün mevcut suyu ile beslenmektedir. Ada üzerinde bulunan ot kökleri sarılıcı olması nedeniyle toprak tamamen bitki kökleri ile kaynamış ve yapışmış durumdadır. Ayrıca Göl'ün ortasında bulunan adanın yapısı incelendiğinde çayır, ayrık ot ve suda yetişen çeşitli bitkilerin ada üzerinde mevcut olduğu görülmektedir. Göl'ün çevresinde çeşitli bitkilere rastlamak mümkündür. Yeşil alanın dışında kalan arazi gölden çok yüksektir. Çevresi meşe ve yeşil alan ile kaplıdır.
KAPLICALAR
İlimiz Karlıova İlçesi karayolunun 20 km. sinde olan kaplıcalara ulaşım imkanı yaz ve kış aylarında rahatlıkla sağlanabilmektedir. Kaplıcaların 16 moteli,10 pansiyonu, ikisi kapalı biri açık olmak üzere üç yüzme havuzu, lokantası, çay bahçesi, araç parkı bulunmaktadır. Çeşitli hastalıklara şifa olan kaplıca, çevre illerden önemli ölçüde rağbet görmektedir.
İlimizin kaplıca havuz suyundan 1981 de alınan numuneleri Ankara Refik Sayda Merkez Hıfzısıhha Enstitüsü Kimyevi Tahlil Şubesince yapılan tahlil sonuçları ve Ankara Numune Hastanesi Fizyoterapi ve Hidroterapi Kliniği Şefliğince yapılan tetkik raporu sonucunda; su bikarbonatlı, karbondioksitli ve karbongazoz sular grubundan olduğu anlaşılmıştır.. Bundan başka klor, sülfat ve silikat gibi anyonlar ile demir aluminyum katyonları da mevcuttur.
Su içildiği zaman mide motolitesini artırır ve çabuk boşalmasını sağlar. Hazmı artırıcı maden suyu olarak da içilebilir. Tortu bıraktığı için ancak mahallinde içilebilir. Şişelenip nakledilmez. Romatizma ve kadın hastalıklarında banyo olarak kullanılması faydalıdır. Ayrıca suyun deri ve böbrek hastalıklarına faydalı olduğu söylenmektedir.
Bununla birlikte Kiğı, Yayladere ve Karlıova ilçelerimizde de termal kaynaklar bulunmaktadır. Ancak bu ilçelerimizde kaplıca tesisleri yoktur. Bu kaynaklar üzerinde gerekli etüt çalışmaları yapılarak kaplıca tesislerinin kurulması ilin kalkınması açısından yarar sağlar.
KAYAKEVİ
Bingöl-Elazığ karayolu üzerinde yol çatı köyünde olup, Bingöl’e 22 km uzaklıktadır. Kayak Evi Bingöl Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne bağlıdır. Bina iki katlı, kaloriferli ve 50 yatak kapasitelidir. Ayrıca lokantası, banyosu ve dinlenme yeri mevcuttur. Teleski 44 askılıdır. Kayak arabası ve kayakla yürüyüş alanı mevcuttur. Pistin uzunluğu 950 m. olup, 100 m. genişliğindedir. Her türlü kış sporlarına elverişli olup, kış sezonu boyunca halkın hizmetine açıktır.
PERİ SUYU
İl sınırları içindeki uzunluğu bakımından en önemli akarsu peri suyudur. Toplam 258 km uzunluğa sahip peri suyu’nun il sınırları içerisindeki uzunluğu ise 112 km dir. Güneydoğu yönünde akan Peri Suyu, Kiğı sınırları içinde Çorik Dağından Fas deresini, daha güneyden Çobi Suyu ile Kalman Deresini alarak İl sınırlarından çıkar. Tunceli il sınırları içinden geçerek Munzur suyu ile birleşir. Elazığ’da Yeşildere civarında Fırat Nehri’ne karır.
SÜLBÜS DAĞI
Volkanik bir dağ olan Sülbüs Dağı Yayladere ilçesi'nin Kuzey Batısında yer almaktadır. Tepesi her zaman karlı görülür. Sivri bir koni görünümündedir. Dağcılar buraya her yıl uğrarlar. Ayrıca bu dağda çeşitli av da yapılır. Dağın üstü düz olmakla beraber, uzaktan sivri görünür. Üstünde bir ziyaret vardır ve heybetli bir görünüm taşıdığı için çeşitli efsaneler yaşatır. Rivayete göre sülbüs adındaki genç bir delikanlı, starı adındaki güzel bir kıza aşık olur. Araya giren bir cadı bunların evlenmesine engel olur. Oğlan aşkından verem hastalığına yakalanarak ölür. Bu üzüntüye dayanamayan kız da çok geçmeden ölünce vasiyeti üzerine sevgilisinin yanına gömülür. Fakat cadı mezarlarının bile arasında dikenli bir ağaç şeklinde filizlenerek onları orada da ayırmak ister. ve bunların öteki dünya da bile birbirlerine kavuşmadıkları rivayet edilir.
ÇIR ŞELALESİ
Uzundere Köyünün adını aldığı derenin, Büyük Çır Taşı adı verilen 100 m. yükseklikteki kayalığın ortasından geçen güzel görünümlü bir şelaledir. Su 50 m. yükseklikte alt tarafı kayalık olan dere yatağına düşerken güzel bir görünüm arz etmektedir.
Ilıca Bucağı merkezine 8 km. uzaklıkta olan Şelale'ye iki ayrı yoldan gidilmektedir. Çır Taşı'nın olduğu bölgede ayrıca kayalıklar, mağaralar bulunmaktadır. Bu kayalıklarda daha çok yırtıcı kuşlar yaşar.
Ayrıca Bingöl ilinde görülmeye değer güzellikte birçok şelale bulunmaktadır.
Halk Oyunlarımız
Halk oyunlarımızda yeni düzenleme 1980 yılından bu yana yapıldığı ve düzenlemelerin Bingöl Halk Eğitim Merkezi’nde görev yapan usta öğretici ve eğitmenler tarafından geliştirildi. Yöre oyunların tümünde yeni düzenlemeler yapılmıştır. (Seyirlik oyunları bu değişmelerin dışında kalmıştır.) geleneksel oyunlar içinde “Kartal Oyunu”nda düzenlemeler yapılmamıştır.


Oyunlar yörede hem geleneksel, hem de düzenlemeli türde, 10-12-12-16-18-20-24 sayıda sade erkek, sade kız, kız-erkek karma türünden oynanmaktadır. Oyun şekillerinde düz çizgi, yarım ay, halka, tam daire,sıra dizilişi, karışık 4 cephe şeklinde oynanmaktadır.
1- Kartal
2- Derilo-Derile-Koçeri
3- Çepik-El Çarpma
4- Esmer-Harani
5- Halay-Govend- Dik Halay-Vuşke
6- Çaçan-çeçen-Kara yılan
7- İki ayak-Dılıng Keçike
8- Meryem-Meyremo
9- Diz kırma- Sevkari
10- Ters oyun- Kıleçep
Kartal
Kartal hareketlerinin konu edildiği oyun en çok sevilen ve oynanan oyunlardan olup 200 yıllık geçmişi olup, Bingöl’e özgüdür. Yöre insanının yaşamla olan mücadelesini çeşitli hareket ve figürlerle dile getirir. Oyunun ortaya çıkışıyla ilgili en yaygın iki rivayet vardır.
1. Rivayet: Avcının avladığı ceylanı kapan kartalın avı diğer Kartallara kaptırmamak için yaptığı mücadeleyi gösteren avcının bu hareketleri taklit etmesiyle ortaya çıkmıştır.
2. Rivayet: Karlıova yöremizde zengin bir ağanın dilsiz, sağır bir çobanı varmış. Bu çoban günün birinde sürüdeki kuzuyu bir kartala kaptırmış, kartalı takip eden çoban dağın zirvesinde kartalın avı diğer kartallara kaptırmamak için mücadelesini görür, çoban dilsiz olduğu için bu durumu ve kartalların hareketini ağaya taklit ederek anlatmaya çalışır. Zamanla bu hareketler oyuna dönüşmüş.
Oyunun oynayış şekli şöyledir:
Ağzında koyun postu olan ve kartalı temsil eden oyuncu müzik eşliğinde oyun alanına girer. Ağzındaki koyun postunu da alana bırakarak çeşitli kartal hareketleri yapar. Diğer oyuncular da ellerinde mendillerle kollarını kartallar gibi çırparak yere çömelip kartal pozisyonunda leşin etrafında bir daire oluştururlar. Oyuncular leşi kapmak için sırayla yaklaşırken ilk gelen oyuncu uzaklaşır. Ardından oyuncular leşin etrafında toplandığı sırada başoyuncu heybetle dairenin ortasına hamle yapar. Diğer oyuncular dağılır. Tek başına kalınca oyuncular yarım daire şeklinde onun etrafında toplanıp, hep birlikte aniden leşi havaya kaldırarak oyunu bitirirler.
Bingöl’de mahalli el sanatları daha ziyade dokuma ve örgücülüğe dayanmaktadır. Zira Bingöl ve yöresinde halkın en önemli kaynağı hayvancılık olduğu için geleneksel el sanatlarında da bu unsurun tesirini görmek mümkündür.
Dokuma ve örgücülüğün yanında, ağaçtan ve topraktan yapılan el sanatları da yaygınlık göstermektedir. Özellikle dokuma ve örgücülük az da olsa çömlekçilik varlığını korumaktadır. Kent merkezinde halı dokuma tezgahları ve kursları açılarak halıcılık faaliyetleri bir plan çerçevesinde sürdürülmektedir. Kırsal mühitlerde ise halk öncelikle kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla halı, kilim, palas, palancılık, çorap, eldiven, heybe, keçe ve çömlekçilik ile ağaçtan yapılan tahta kaşıklar, hamur tekneleri, oklava ve kaval gibi mamülleri geleneksel olarak kendi el becerisi ve sanat zevki ile üretmektedir.
Bingöl’de özellikle kırsal kesimde yaptığımız inceleme ve gözlemler neticesinde en yaygın olarak sürdürülen mahalli el sanatlarını yapıldıkları malzemeye göre nazarı dikkate alarak şöyle sınıflandırmak mümkündür.
MAHALLİ EL SANATLARIMIZ
Halı
Kilim
Tezgâhın kuruluşu ilkel halı tezgahının aynısıdır. Kilim dokumada halıdan farklı olarak ilmekler atılmayıp, çözgü iplerinin arasından masura geçirilir ve kerkitle sıkıştırılır.
Palas
Heybe
Palancılık
Keçe
Çorap ve Eldiven
Eldivenin de örümü çorap örümü ile aynıdır.
Ağaçtan Yapılan El Snataları
Ağaç işçiliğine dayanılarak yapılan el sanatları içinde en çok dikkati çekenler şunlardır.
Dekik
Kaval
Kaşık-Kepçe
Ayrıca Bingöl’de bu ağaç işlemelerin yanında yağ, bal ve hamur tekneleri ile yöreye özgü imal edilen çeyiz sandıkları da yapılırdı.
Yine yörede çocuklar için ağaçtan yapılmış araba, beşik ve oyuncaklar ile çiftçilikle uğraşan halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak saban, döven, harman savurma vb. tarım aletleri de çokça yapılan el sanatlarındandır. Kırsal yerleşim birimlerde bu el yapımı mamullere hala rastlamak mümkündür.
Topraktan Yapılan El Sanatları