İnsanın kültür seviyesinin, mantalitesinin dağa taşa yansıdığını bilen Urfa Valisi Sayın Nuri Okutan'ın, soyadının da çağrıştırdığı üzere, eğitim ve öğretime çok önem verdiği bilinmektedir.
Sakarya ve Trabzon valiliklerinden tanıdığımız Sayın Okutan'ın gayretleriyle bu illerimizde üniversiteye girişlerde büyük artış oldu. Aynı çabayı Urfa'da da sürdürmektedir. Bölgeyi ayağa kaldıracak GAP projesinin ülkemizin geleceğini etkileyeceğinden de şüphe yoktur. Fakat bunun gerçekleşmesi ancak halkın gerekli eğitimi almasıyla mümkündür. Sayın Okutan'ın bu konudaki çalışmalarını dinleyince, hem bölgenin hem de ülkemizin geleceği bizleri heyecanlandırdı. Yıllar önce bu peygamberler diyarı şehrimizi gezmek kısmet olmuştu; o zaman Balıklı Göl'den uzanan kaldırım taşlı bir yoldan ibaretti. Şimdi ise Urfa gelişmiş, güçlü bir ekonomik dinamizme kavuşmuş. Sayın Okutan'ın ve kültür danışmanı Hasan Dilekoğlu'nun çalışmalarıyla çıtanın biraz daha üst seviyelere tırmanacağını hissederek Bingöl'e hareket ettik.
Bingöl herhalde küçük bir yerleşim birimiyken stratejik konumu itibarıyla il yapılmış. Ama son dönemlerde büyük değişim içine girmiş; geniş caddelerle şehir serpilmiş. Davetlisi olduğumuz Belediye Başkanı Serdar Atalay bizi nazik bir şekilde karşıladı; uğurlayıncaya kadar sıcak ilgisi hiç azalmadı. Özel Hulusi Bey İlköğretim Okulu'nu ziyaret ederken göğsümüz kabardı. Bonn'daki okullarda ne görmüşsek, burada da onu gördük. İstanbul'daki öğrenim ve doktora dönemlerinden tanıdığımız, şimdi doğup büyüdüğü Bingöl'de öğretmenlik yapan sevgili Muhittin Özdemir bu güzel şehrimize ayak bastığımızdan ayrılıncaya dek bizi hiç yalnız bırakmadı, evlerine kahvaltıya götürmek nezaketinde bulundu, görev yaptığı okulda mesai arkadaşlarıyla sohbet etmek imkânını sağladı. Belediye reisi olarak görev yaparken teröristlerin şehit ettiği Hikmet Tekin'in kabrini, dostumuz Yusuf Göktürk'ün arzusu üzerine ziyaret ettik. Akşam 'Çanakkale' ile ilgili sohbetimizi sayın vali de şereflendirdi. Sohbetten sonra Belediye Başkanı Serdar Atalay'la, çeşitli partilerin yetkililerinin de iştirak ettiği bir yemekte bulunduk. Birbirlerinin partilerini saygılı, esprili bir şekilde eleştirirken Ankara'daki zevatın bu insanlardan niçin yararlanmadığının cevabını bulmak güçtü.
Bingöl'den Muş'a geçtik. Eski Muş adeta bir nokta gibi kalmış; şehir ovaya doğru yayılmış. Üniversitenin davetlisi olarak orada bulunuyorduk. Yeni kurulan üniversitenin rektör ve hocaları adeta kara taşın üzerinde hane olmanın heyecanını duyuyorlardı. Bu gayretli insanların sayesinde çok yakında modern güçlü bir üniversitenin gün ışığına çıkacağını göreceğiz. Sohbet konumuz 'Müşterek Yaşamak Sanatı' idi. Salonu seviyeli bir topluluk doldurmuştu. Sayın valinin iştiraki toplantıya renk kattı. Bu ilimizde de farklı parti mensuplarının birbirlerine hoşgörülü yaklaşımları dikkatimizi çekti.
Karlı dağları aşarken yollarda inşaat çalışmalarıyla karşılaşarak Erzurum'a geldik. Çok eski bir dostumuz olan Profesör Sıtkı Aras'ın davetlisi idik. Yanında değerli dostlarıyla bizleri ağırladı. Akşam, güzide bir toplulukla bir salonda 'Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği' hakkında sohbet ettik. Ertesi sabah kahvaltımızı özel bir kolejde yaptık. Bu okulları görünce, ülkemizin geleceğine daha emin bir gözle bakmamak mümkün değil. Esprileriyle dostlarımız arasında tanınan Sayın Vali Sebahattin Öztürk, sağ olsunlar bizlere zaman ayırdı. Sıtkı Hoca'nın su ürünlerine dair tesisini hayranlık duyarak gezdik. Öğle yemeğinde de beraber olduktan sonra İstanbul'a döndük.
Anadolu sadece bir şantiyeye dönmemiş; ilimde belli bir noktaya gelmiş. Mehmet Yıldız, Hayrettin Tozlu, Tamer Tatar, Muhittin Özdemir gibi pek çok değerli insanın kolları sıvayıp profesör, doçent, öğretmen olarak beyin ve mantalite inşa etmek için çalışmaları her türlü takdirin üzerindedir. Fesat ve fırsat kollayanlar bu gelişme ve gayreti engelleyemezlerse, pek yakında lider bir ülkenin gün ışığına çıkacağını söylemek kehanet değildir